Dünyada faiz artıyor, Türkiye’de risk birikiyor: Ekonomi daha da kırılgan oldu

Dolar/TL haftanın ilk işlem gününde 17,84’ü aşarak 2022 yılının en yüksek seviyesini gördü. Arka arkaya üç haftadır değer kaybeden Türk Lirası gelişmekte olan ülke para birimleri arasında dolara karşı en çok eriyen para birimi oldu. Türk Lirası’nın yılbaşından bu yanaki değer kaybı yüzde 33’ü buldu. Aralık ayında tarihi rekor kıran dolar ocak ayında 13,41 seviyesinden işlem görüyordu.

Birgün’den Hacca Gümüşkaya’nın haberine göre iktidarın düşük faiz ısrarı ile tüm dengeler alt üst olurken dünyada artan enflasyona karşısında merkez bankaları faiz artıma yoluna gitti. Türkiye ise bunun tam tersini yaparak negatif faiz oranlarıyla birçok ülkeden ayrışıyor.

Uygulanan ekonomi politikaları sonucunda artan kırılganlıklar nedeniyle Türkiye’nin riski primi de 853 puandan işlem görüyor. 2 yıllık gösterge tahvil faizi ise yüzde 22,64 seviyesinde.

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve TCMB eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, son bir yıl içinde enflasyon karşısında tüm dünya faizleri hızla artırırken Türkiye’nin tam tersine faizleri indirip negatif reel faizde dünya rekorunu kırdığını vurgulayarak “Bu durumun ekonomi üzerindeki olumsuz yansımalarını yaşıyoruz ve yaşamaya da devam edeceğiz. Başta cari açık ve enflasyon olmak üzere makroekonomik dengesizlikler ortaya çıktı. Düşük faizin yan etkilerini sınırlamak için KKM gibi oldukça maliyetli bir mekanizma yarattık. Dolayısıyla içerde riskler birikmeye devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

TEDBİR GEREKİRKEN DAHA KIRILGAN YAPTIK

Prof. Dr. Kara güçlü dolar ve yüksek enerji fiyatlarının Türkiye için baş edilmesi zor bir kombinasyon olduğuna dikkat çekti ve şu ifadeleri kullandı:

“Dışarda, enflasyon risklerini azaltmak için Fed parasal sıkılaştırmaya devam edecek. Rusya-Ukrayna gerginliği başta olmak üzere jeopolitik riskler kısa sürede ortadan kalkmayacak. Bu süreçte artan faizler ve güçlenen dolarla birlikte gelişmekte olan ülkeler, özellikle rezervleri zayıf ve dış yükümlülükleri yüksek olanlar dış yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanabilir. Güçlü dolar ve yüksek enerji fiyatı kombinasyonu Türkiye için baş edilmesi zor bir konjonktür sunuyor. Bu dönemde dayanıklılığı artıran tedbirler gerekirken biz uyguladığımız politikalarla ekonomimizi daha da kırılgan hale getirdik.”

FED MARTTAN BU YANA FAİZ ARTIRIYOR

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu hafta çarşamba günü sona erecek para politikası toplantısında 75 baz puanlık faiz artışına gideceği beklentisi nedeniyle dolar kurunu hareketlendirdi.

Fed’in 75 baz puan artışa gitmesi durumunda politika faizi yüzde 2,25-2,50 bandına yükselmiş olacak. Diğer yandan piyasalar Fed’in yıl sonunda kadar faizleri yaklaşık yüzde 3,5’e yükselteceğini ve 2023’ün ikinci yarısında düşürmeye başlayacağı öngörülüyor.

Fed ilk olarak mart ayı toplantısında, 2018’den bu yana ilk kez faiz artırımına giderek politika faizini 25 baz puan artışla yüzde 0,25-0,50 aralığına yükseltti.

Prof. Dr. Hakan Kara, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve eski TCMB Başekonomisti

Mayıs ayında ise Fed politika faizini 50 baz puan artırarak 2000 yılından bu yana en yüksek faiz artışını gerçekleştirmişti. Haziran ayında enflasyondaki artışa paralel olarak Fed faizleri 75 baz puan artırmış, yüzde 1,75’e yükseltmişti. Böylece haziranda son 28 yılın en yüksek faiz artışı gerçeklemiş oldu.

Hem küresel ekonomik gelişmeler hem de ülke ekonomisindeki gidişata karşın Merkez Bankası (TCMB), geçen hafta yılbaşından bu yana yüzde 14 seviyesinde tuttuğu politika faizine bir kez daha dokunmadı.

AVRUPA 11 YIL SONRA FAİZ ARTIRDI

Ancak 41 yılın en yüksek enflasyonunun yaşandığı Avrupa’da acil tedbirler alınmaya başlandı. Geçen hafta Avrupa Merkez Bankası (ECB), temmuz ayı toplantısında faizleri 50 baz puan ile 25 baz puan olan beklentilerin üzerinde artırdı.

Böylece politika faizini yüzde 0,50 düzeyine yükselten ECB, 2011 yılından bu yana ilk kez faiz artırımına gitmiş oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.